VASIFSIZ KELEBEK

kelebek

İnsan ne kadar çabalarsa çabalasın olmuyor bazen. Geçmişe bakıp ben nerede hata yaptım, ne zaman bu duruma geldik dediğimiz zamanlarda olur. İşin tuhaf tarafı deli bir sevda da olsa yaşadığınız, tüm iyi olan şeylerin üzerinin kara kalemle çizilip, yaptığınız tek bir kötülüğün altın tepside önünüze sunulmasıdır. Bu hiç adil değil. İşler böyle yürüyor belli ki, ama en yakınlarınızı tanıyamadığınız, düştüğünüzde bir tekme de ondan ya da onlardan yediğiniz olmadı mı hiç? Güç alıp hayata sarıldığınız, aileniz bilip dayandığınız insanın başka yüzlerini görmediniz mi? İçimizdeki düşman diye tabir edilen bu olsa gerek.

WhatsApp Image 2017-02-02 at 20.56.25 (1)

Sen şimdi böyle konusuyorsun da, sen de yok mu hiç hata dediğinizi duyar gibiyim. Bazı dönemler vardır insan hayatında. Daha fazla desteğe ve anlayışa ihtiyaç duyduğu işte böyle zamanlarda yapılan ve söylenenler daha fazla koyar insana. Süreklilik artınca bir bakmışsın o çok güvendiğin gitmiş içinden. Elinde olmadan seni de başkalaştırır. Uyarırsın hataları teker teker yaparken. Anlamaz. Ertesi gün düzelir nasıl olsa ama ben kendimi sakın ezdirmiyim der. Sonra bir bakmışsın, sen değişmişsin. Artık o kadar düşünmüyorsun yapılanları ama içinden de çok şey alıp götürmüş karşındakine duyduğun. Sevmeyi, özlem duymayı unutur olmuşsun. Tutundukların çok farklı şeyler olmuş. Parmaklarını kanatmış çünkü o senin. Nereye kadar dayanıcaktın ki. 

Dedim ya hayat hiç adil değil diye. Bir de herşey karşılıklıdır derler. Keşke öyle olsa, benim yaptıklarımın karşılığı nerede diyorsun bakıyorsun ki, o bile yok. Tamamen insani duygularla yazılmış, çözümü olmayan vasıfsız bir kelebeğin hikayesi.

Reklamlar

BİRAZ DEĞİŞELİM Mİ?

 

86691266_2795685_small_niovinematernita1

Merhaba herkese,

Uzun zamandır yazamıyorum. İkinci kitabın çıkış aşaması ile ilgili çalışmalar, dergilerde yazılar yazıyor olmam, 4 yaşındaki oğlumun geçirdiği pipi operasyonu ve karnımdaki ikizler bana çok fazla zaman tanımıyor maalesef.

Şimdiye kadar yazdıklarım genelde edebiyatla ilgili ve hayata dair acının ve duygu yoğunluğunun hissedilebilirliği ile ilgili olmuştur. Bunu kısmen değiştirmeye karar verdim. Tabi ki edebiyat hep olacak. Zülfü Livaneli’nin de dediği gibi hayat bir kurgudur. Size içi çay dolu bir bardak göstersem, kimi bardak, kimi çay diyecek. İçinde bulunduğumuz boşluğu anlamlandırabiliyorsak, değerler katabiliyorsak, bir boyama kitabı gibi renklendirip, puzzle gibi birleştirebildiğimiz sürece bir bütünlük kazanıyor hayat dediğimiz.

Bazen başımıza öyle şeyler gelir ki, ilk kez karşılaştığımız için bilgi sahibi olamayız. Blogdan ya da mailimden çok fazla soru alıyorum. Çoğu zaman kendimi Güzin abla gibi hissettiğim doğrudur. Aldatılmış bir kadın, aşk üzerine sorular soranlar, yazarlıkla ilgili sorular vb. Ben sadece içimden gelen bir konuyu sizinle paylaşıyorum. İçinize dokunuyor olması tamamen geçmiş tecrübelerinizle alakalı. Benim çok iyi yazmamdan kaynaklandığını düşünmüyorum. Başınıza bir olay geldiğinde sağlıkla ilgili ya da yaşadığınız her hangi bir şey. Google a yazın bu neden oluyor diye. O zaman o durumu sadece sizin yaşamadığınızı anlayacaksınız. Çok fazla araştırır, çok fazla düşünürüm. Bu nedenle internet ortamında insanların yazdıklarını görseniz inanamazsınız. Bu ne cahillik böyle.

Geçenlerde doktorumun yanındayken, 20 li yaşlarda bir genç kız benden müsade isteyip doktoruma birşey sormak istedi. Bir arkadaşının doktorumun hastası olduğunu, fena halde grip olup yattığını ona ne ilaç verilmesi gerektiğini sordu. Hasta olan kişi hamile olduğu için, arkadaşı da kadın doğuma gelmeyi uygun görmüş. Doktorumun verdiği cevap benim gülmemi sağladı.

-Eğer grip olduysa dahiliyeye gitmesi gerekir ben birşey yapamam.

-Ama arkadaşım sizin hastaniz.

-Biz hamileleri ölüme terk etmiyoruz. Dahiliyeye gider ve hamile olduğunu belirtirse, ona göre ilaç verilir. Muayene olmadan ne ilaç verilmesini bekliyorsunuz.

Kız bu duruma çok şaşırdı tabi ben de onun bu soruları nasıl sorduguna. Bir insan daha önce bu tarz şeyler yaşamamış olabilir bu gayet normal. Fakat soruyu soruşundaki kendinden emin duruşu güldürdü beni. Hal ve hareketlerinde bir mahcubiyet bir utanma olmadan sanki doktor buna mecburmuş gibi konuşması inanılmazdı.

Demem o ki, insanlar bildiklerini yada bilmediklerini paylaşmalılar. Bilgi evrensel bir genişliktir. Lazım olanları almalı insan. Zamanı gelince işe yarayacağını düşündüklerini. Benden şimdilik bu kadar. En kısa zamanda faydalı bulduğum bilgilerle ya da en azından günün birinde işinize yarayacağını düşündüklerimle çalarım kapınızı.

Görüşmek üzere…

Sevgi ve Saygılarımla…

KÜÇÜK DÜŞ’ÜN

Kocaman düşler kurmayın. Ufak kırıntılarla mutlu olmayı bilmek, mutlulugun asıl formülüdür aslında. Beklentilerin çoğaldığı vakit, yaşadığımız doyumsuzluk hissi bitirir bizi ve etrafimizdakileri. Sağlık ve sevgi yoksa hicbirseyin anlami yok. Olmamali da. O zaman anlarız, kaybettiklerimizin onemini.

Sevgiyle ve saglikla kalın…

UNUTURUM


UNUTMAK ZORDUR, BILIRIM. AMA YINE DE DENERIM. BIR KAHVE ALIR TELEVIZYONDA BASKALARININ HAYATLARINI INCELERIM. KIYASLARIM BELKI DE BANA BENZERLIKLERINI. KIRLENMIS YEGANE HAYATLARINA ORTTUKLERİ ÖRTÜLERİ DUZELTMELERINI IZLERIM. YA DA ALIRIM RASTGELE BIR KITAP OKURUM. BASKA ZAMANLARA, BASKA HAYATLARA GIDERIM. SENIN GIDISINI UNUTMAK ICIN, SAYFALAR CEVIRIP SAHIP OLAMAYACAGIM DUSLER KURARIM. 

SEN GİDERSEN, BENLIGINDE GIDER. BIR HIC OLURSUN, ADIN YASANMIS KALIR SADECE. BEN, BANA SOYLEDIGIN NICE GUZEL CUMLEYI DUSLERKEN BASKASININ DA AYNI CUMLELERE ASIK OLACAGINI BILEREK UNUTURUM. OKUYARAK UNUTURUM SENI. GORMESEN BILE BENI, SANA ULASMANIN BIR YOLUNU MUTLAKA BULURUM. OKUMAKTAN VAZGECTIGIM VAKIT, YAZARIM SENİ.  SATIR SATIR, CUMLE CUMLE. SEN BILE INANAMAZSIN IHANETINE. O KITAP ELINE GEÇTİĞİNDE HER BIR HARF HANCER OLUR RITIMSIZ YÜREĞİNE.

B.M